Cumartesi sabah “dünya gözüyle birkez göreyim” düşüncesiyle F1 için İstanbul yollarına koyuldum. Şehiriçi servis, dolmuş var yok derken zor bela duran bir otobüse atlayıp alana vardığımda sıralama turlarının son 15 dakikasıydı nereden gireceğimi anlayıp girene kadar turlar bitmişti. Yayalar için yönlendirici doğru dürüst levha yoktu. Ring servisi olduğundan haberdar değildim, duraklarda da ring servisi olduğu yazmıyordu. Bazı otobüs şöförleri dahi durakları bilmiyordu. Neyse zaten amacım pazar için alanı tanımaktı. GP2′yi seyredip ilk günü geçirdim.
(more…)
Archive for August, 2006
Formula 1 Cehenneminden Kaçış
Monday, August 28th, 2006Evim gibisi yok
Tuesday, August 22nd, 2006Evet döndüm. “Oz büyücüsü”nde geçen bir laftı sanırım “there is no place like home”. Evet IOI 2006′yı bırakıp Merida’dan eve döndüm. Tabi benim ayakkabılarımı üç kere birbirine vurmaktan fazla şey yapmam gerekti.
(more…)
Mahlukat ve Böcük yedim
Friday, August 18th, 2006Evet evet gerçekten yedim. Ayrıntılar aşağıda…
(more…)
Viva Meksika
Tuesday, August 15th, 200630 saatlik ölümcül bir yolculuktan sonra Meksika’ya vardık. Birisi 11:30 saat süren dört uçuş ve ucu ucuna bir Paris aktarması (De Gaule havaalanından bir daha nefret ediş) sonrası haşat halde Merida’ya geldik. Yani ucunda memleket olmasa bu yol bir daha çekilmez söyleyeyim. Zaten tanrı bizim diğer kıtadaki insanlarla etkileşmemizi, ziyaretleşmemizi isteseydi dünyayı daha küçük yaratmaz mıydı? Kolomb’a bu vesileyle iyi halt etmişsin diyerek sitemlerimi iletmeyi borç biliyorum.
Gecenin bir yarısı sıcak yüzümüze vurdu. Öğlen vakti sokakta dolaşmak mümkün ama takunya ve peştemal aksesuarlarını almayi unutmuşuz. Bir de kesemiz eksikti. (36 derece birsey değil de %44 neme alışık değilmişiz) Allahtan binalar klimali oldugundan soğukluk niyetine rahatlıyoruz. Hamam böcüğü gibi gölgede yaşıyoruz.
Dün soru çevirdik, bugün yarışmanın ilk günü. Ayrıntılar www.ioi2006.org adresinde. Yarın plaj gezisi var, hadi hayırlısı.
Ölüdeniz
Monday, August 7th, 2006
Geçen hafta babamla Fethiye Ölüdeniz’de kısa bir tatil yaptım. Ölüdeniz’in İngilizce’si “Blue Lagoon” yani mavi göl. Herhalde “dead sea” biraz ürkütücü bir tercüme olurdu 8). Türkçe’de ürkmememizin bir sebebi olmalı (“biz Türkler heç bişeyden korkmayız”dan gayrı). Taşlı kumsalına rağmen deniz çok güzel.
Tek günlük bir tekne turu da yaptık. Pek keyifliymiş. St. Nicholas adası ve kalıntıları fotoğrafladım kendimce. Seneye mavi tur mu yapsak diye düşünüyoruz. Dönerken Marmaris’e ve Efes’e uğradık. Efes’te de biraz fotoğraf çektim: http://sehitoglu.web.tr/foto/oludeniz/. Sonra Özdere, İzmir, Afyon derken kürkçü dükkanı…