Archive for March, 2006

LaTeX’de çizgeler (xypic)

Friday, March 31st, 2006

LaTeX ipuçları bölümüne LaTeX’de çizgeler (xypic)kısmını ekledim.

Tut ki güneş tutuldu…

Wednesday, March 29th, 2006

Geçen haftadan bu yana süren “güneş tutulması seyretmeye gidelim” planlarına dersim ve sınavım olduğu için olumsuz yanıt veren ben dün akşam ani parlayan bir planla bunu yapabileceğime ikna oldum. Bizim Meltem’in önerisi üzerine biraz harita çalışması, bir iki kontrolle Aksaray’a doğru 100-120. km’den itibaren tam tutulma kuşağına girebileceğimizi farkettik.
(more…)

Etkileşimde çığır mı?

Friday, March 17th, 2006

Aşağıdaki bağlantıda bir video var. Mutlaka seyretmelisiniz.
http://mblog.lib.umich.edu/~rdivecha/archives/2006/02/the_world_of_sm.html

Bu teknoloji önümüzdeki yıllarda kullanıcı arayüzü dünyasını tamamen değiştirebilir. Özetle tek noktalı dokunmatik ekranları çok noktadan temasa duyarlı hale getirmiş ve göründüğü kadarıyla çok hassas ve rahat kullanılabilir bir tasarım yapmışlar.

Bu temelde şimdiye dek tek imleçli etkileşim için tasarlanmış grafik arayüzlerinin çok imleçli, yani çok fareli halde düşünülmesine yol açacak. Teknoloji ucuzlarsa (ki Apple patentini almış ve yeni kuşak iPod’larda ekranı büyüterek yuvarlak hassas yüzeyi ekranın üzerine taşıyacaklarmış) çok tutacağını, özellikle bilgisayar destekli tasarım yazılımları, oyunlar ve kiosk benzeri terminallerde çok şeyin değişeceğini tahmin edebilirim.

Video’yu seyrederken “Minority Report” filminin bir sahnesini anımsıyorsunuz. Sıra geldi o filmde özendiğim diğer iki şeye: elektronik gazete kağıdı ve örümcek robotlar.

Bilişim Terimi

Sunday, March 12th, 2006

Uzun süredir bu terimle ilgili beni rahatsız eden şeyler var. İngilizce’de kullandığımız informatics, computer science ve information technologies kavramları Türkçe’de birbirine karıştırılmış ve bilişim adı altında birbiri yerine bilinçsizce kullanılır hale gelmiş durumda.

(more…)

Bebekli Reklam

Friday, March 10th, 2006

Düşündüm de bebekken bır reklam filminde oynasaydım, örneğin önce bakteri dolu sonra hijyenik yerlerde eblek eblek emekleyen bir bebek ya da çişinin altbezi tarafından emilerek poposunu tahris etmediği poposuna vurulan şaplaklarla ispat edilen bir bebek olsaydım, büyüyünce insanlar arasinda otorite kurabilir miydim? Yani ne biliyim 40 yaşına gelince “Onur abi çişini yapıp yapıp popon kuru kalıyo mu?” diye dalga geçilmesinden hoşlanmazdim. İyi ki oynamadım.

Ocak 1998

Sürreel Şiir

Friday, March 10th, 2006

Timpaninin Titreşimindeki Solucan

Delikleri yeşil, mora kaçmış kaplumbağanın
Ve gözlerinde soğan kömürlüğünde bir lavabo
Uykumuz burnumuzdan akıyor usulca
Körpe soğuğunda dondurma külahının

Halıyı yalamak elimizdeyse eğer
Deşebiliriz benliğimizin helezonik örtüsünü
Davlumbaz ısıtmaz ama ürpertir
Son dokunuşuyla pencerenin

Şubat 1998

O Köy!

Thursday, March 9th, 2006

Gitmediğim, kalmadığım köyü sahiplenmek prensibim değildir

En azından ihtiyar heyetinin bir kahvesini içmek lazım, değil mi?

Ocak 1998

Derviş Adayı

Thursday, March 9th, 2006

- Hımm, bir süredur dergahımızda çile çekersin, kırdığın odunlar bini aştı. Diğer müridlerin dediğine göre uyum sorunun varmış amma seni bir imtihandan geçirmenin vakti geldi…

- Kulunuz bundan onur duyar Tiktak Emre hazretleri.

- İyi o zaman, söyle bakalım bir ocağı harlı tutmak mı zordur, cayırdayarak yanan bir ormanı söndürmek mi? Git düşün cevabını getir.

(more…)

Reklam Bunalımı

Thursday, March 9th, 2006

Kendimi bazen şanssız hissediyorum. Hani dişlerimi sıradan diş macunuyla fırçalamış, çamaşırlarını herhangi bir pahalı deterjanla, saçlarını diğer şampuanla yıkamış gibi… Hep çamaşır suyundan çok öte olmayan bir beyazlatıcı kullanıyormuşum gibi sanki. Ne biliyim, bazen “Cif Likit Jel nerdesin?” diye bağırasım geliyor ama bütün sorunlarımı şipşak çözecek birileri yok gibi… Hani paramı hep çok kazandırmayan bankalara yatırıyormuşum gibi… Hatta bazen sirkeye atılan yumurtanın İpana ile fırçalanmayan yüzüymüşüm gibi hissediyorum.

Ocak 1998

Atasözü Gerçeği

Thursday, March 9th, 2006

Şimdi diyelim ki ben bir özlü söz uydurdum ve söyledim; örneğin:
“Zurnası bol köyün düğünü eksik olmaz”.
Anlamı önemli değil. Diyelim ki ben bunu size bu şekilde söyledim. Ne yaparsınız? “Adam yine uçmuş” der güler geçersiniz.

Bir de şöyle söyleyeyim:
“Rahmetli büyükbabam derdi ki ‘Zurnası bol köyün düğünü eksik olmaz’ “
ya da
“Bir Çin atasözü der ki ‘Teng-wu’su bol köyün düğünü eksik olmaz’”
Ne yaparsınız? Saygı duyar “helal” falan dersiniz. Neden bu çifte standart? Bu ülkede genç atasözcülere gereken önem verilmiyor kanaatimce…

Ocak 1998