
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Onur'sal</title>
	<atom:link href="http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk</link>
	<description>Onur Şehitoğlu'nun Günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Dec 2011 12:03:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.5</generator>
		<item>
		<title>Internet Yasakları,  ve Özgürlükler Üzerine.</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=161</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=161#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 12:02:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[aile filtresi]]></category>
		<category><![CDATA[btk]]></category>
		<category><![CDATA[internet yasakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[abgs sonrasında AA&#8217;dan bir muhabir benimle iletişime geçip konuyla ilgili bir bilgi notu istemişti. Ben de iki hafta önce yazıp öndermişim. Hala ortada bir haber olmadığı için ben de yazı boşa gitmesin, kendim yayınlayayım dedim. Ülkemizde İnternet 2007 yılında yürürlüğe giren 5651 numaralı kanuna dayanarak sansürlenmeye başladı. Erişimin kapatılma yetkisi yurtdışı siteler için ve çocuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.abgs.org.tr/">abgs</a> sonrasında AA&#8217;dan bir muhabir benimle iletişime geçip konuyla ilgili bir bilgi notu istemişti. Ben de iki hafta önce yazıp öndermişim. Hala ortada bir haber olmadığı için ben de yazı boşa gitmesin, kendim yayınlayayım dedim. </p>
<p>Ülkemizde İnternet 2007 yılında yürürlüğe giren 5651 numaralı kanuna dayanarak sansürlenmeye başladı. Erişimin kapatılma yetkisi yurtdışı siteler için ve çocuk istismarı ve müstehcenlikle ilgili olarak TİB&#8217;e verildi. Kanun daha çıkmadan ve çıktıktan sonra birçok STK kanundaki sorunları dile getirdiyse de bu uyarıları kimse dikkate almadı ve sansür uygulaması malesef derinleştirildi. Geçtiğimiz ay uygulamaya giren çocuk ve aile profilleriyle  kapsamı isteğe bağlı olarak genişletilmiş oldu. Bazı konular:</p>
<ol>
<li> İnternet erişimi bu profillerden bağımsız olarak, tercih edilmediği halde kısıtlanmaktadır. Sayısı bilinmeyen 6000 ila 10000 arası tahmin edilen İnternet sitesi TİB tarafından büŧün Türkiye&#8217;de bloke edilmektedir. Bu sitelerin hangilerinin hangi katalog suç kapsamında kapandığı, içeriğin gerçekten kapsama girip girmediği konusunda bir bilgi edinme şansı yoktur. Dolayısıyla halen seçmediğimiz bir sansüre maruz kalmaktayız ve içeriğini bilmiyoruz.
<li> Bilgiye erişme ve ifade özgürlüğü en temel özgürlüklerdir. Geçmişte kitapları suç işliyor damgasıyla yakan zihniyetle İnternet sitelerini yasaklayan zihniyetin çıkış noktaları aynıdır. İnternet herkese hızla bilgiye ulaşma şansı veriyor ve daha önemlisi kendini ifade özgürlüğü veriyor. Bugün iyi niyetle uygulandığını farzetsek bile yarın kötü niyetli ellerde bu gücün nasıl kullanacağını kestirmek çok güç değil. Bugün Türkiye İnternet özgürlükleri açısından ikinci lige düşmüştür. Politik kapatmalar uygulamaya konarsa İnternet düşmanı kategorisinde anti-demokratik ülkelerle aynı ligde yer almamız çok uzak gözükmemektedir.<br />
Suçla savaşmanın en önemli unsuru suçluyu bulup cezalandırmaktır. Suçluyu görmezden gelmek suçu engellemez. Özellikle çocuk istismarı, terör ve uyuşturucu suçlarında İnternet yasaklamanın bir yararı yoktur. İnternet&#8217;te kapatılan bir site birkaç saat içinde başka bir isim ve adreste karşımıza çıkabilmektedir.</p>
<li> Erişim kısıtlamasında şeffaflık yok. TİB bünyesinde istihdam edilen bir ekip ihbarları değerlendirerek bazen de kendi insiyatifleriyle katalog suç kapsamındaki siteleri ve profil içeriklerini belirliyorlar. Hangi sitelerin hangi gerekçeyle profillere eklendiğini bilemiyoruz. Hasbel kader kullanıcıları keşfederse kamuoyunda duyuluyor ve itiraz büyüyünce sayfa kaldırılıyor. Geçtiğimiz dönemde kurumdan anlamlandırması güç yasaklar geldi.“yerli, sarisin, citir, sicak, sisman” gibi genel sözcükleri de içeren web sayfalarını barındırmayı yasaklama, bir sözlük sitesini barındıran alanın gerekçesiz kapatılma talebi, son dönemde evrim teorisini anlatan sitelerin çocuk profillerinde yasaklanıp eleştiren sitelerin açık tutulması gibi kurumun sonradan “sehven” diyerek geri aldığı yasaklar var. Hangi tür eylemlerin hangi bilimsel ya da kanuni gerekçeyle nasıl yasaklanacağı uzlaşılmış ve mekanik olarak verilebilecek bir karar değil. Yasaklanan sitelere itiraz hakkı da verilmiyor. Mahkeme şansları olsa da kapatma kararı saatler içerisinde, açma kararı günler mertebesinde sürdüğünden eşitsiz bir durum var.<br />
Denetlenmeyen, hesap vermeyen, işlemlerini saydam olarak yürütmeyen bir grup insanın bu gücü yarın politik ya da başka amaçlarla kullanmayacağına inanmak çok güç. Özellikle bu kişilerin atanmış memurlar olması sürecin siyasallaşması endişesini arttırıyor.</p>
<li>Suçlunun yanında masumlara da zarar veriliyor. Uygulamada teknik sorunlara kulak asılmadan IP ve alan adı bazlı kapatılma yapılıyor, İnternet&#8217;te bir IP birden çok servise ve alan adına, bir alan adı birden çok web sayfasına, bir servis birden çok kişinin hesabına ve içeriğine erişimi sağlıyor olabilir. Geçmişte tek bir video yüzünden milyonlarca video&#8217;nun bulunduğu site, o sitenin IP&#8217;siyle aynı IP&#8217;den servis veren video ile alakasız birçok servis Türkiye&#8217;den erişilmez hale geldi. Onbinlerce insanın blog&#8217;unu tutan siteler birkaç blog&#8217;ta başka sitedeki çalıntı içeriğe link verildiği için kapatıldı. Onbinlerce masum blog kullanıcısı, belki bu sayfalar üzerinden eğitim veren öğretmenler, ticaret yürüten küçük iş sahipleri zarar gördü.<br />
Birden çok hesapla içerik sağlayan ve servis sağlayan siteler mahkeme kararıyla da  olsa ancak nesne tabanlı (tam URL ile) yasaklanabilmeli. Bu teknik olarak mümkün değilse mahkemelerin “bu cezanın uygulanması masum olan şu kişileri de etkilemektedir” şeklinde bilgilendirilmesi gerekmektedir.</p>
<li> Çocuklar genel filtreyle korunamaz. İnternet&#8217;te özellikle müstehcenlik konusunda onbinlerce web sayfası vardır. Her kapatılan sayfanın yanına birkaç tanesi yeniden açılabilmektedir. Yine vekil (proxy) servisler sayesinde filtrelemeyi geçmek bir çocuk için bile zor değildir. Gizli web sayfalarının yanı sıra sohbet (chat) gibi servislerle ya da birebir değiş tokuşla her tür içeriğe erişmek mümkündür. Uygulanan filtreler ebeveynlere yanlış bir “çocuğum güvende” yanılgısı yaşatmaktadır. Çocukların korunması başıboş bırakılmaması ile sağlanabilir. Sorumlu ebebeynliğin yaygınlaştırılması gereklidir. Bilgisayarda erişilen sitelerin ve eylemlerin kaydedilmesi ve ebeveynler tarafından denetlenmesi gibi uygulanabilecek çok daha etkin yöntemler vardır.
<li> Filtreler özneldir. Sakıncalı içerik ailelerin dünya görüşleri dinleri ve benzeri birçok unsurun yanı sıra çocuğun yaşıyla ilgilidir. Her ailenin buna göre farklı ihtiyaçları olabileceği gibi aynı aileden birkaç çocuk ve ebeveynlerin kullanımı durumunda ihtiyaçlar farklıdır. Bütün ev sakinlerini aynı filtreye sokmak bile tartışmalı iken bütün bir ülkeyi birkaç filtreyle korumaya çalışmak anlamsız bir uğraştır.<br />
Filtreleme için evde yazılım kullanılması çok daha anlamlı bir çözümdür. Evde kullanılan yazılımın kullanıcıya göre özelleştirilmesi, web sayfalarının çıkartı mümkündür. Ayrıca bu yazılımlar çocukların İnternet eylemlerinin izlenmesi için de olanaklar tanımaktadır. Filtreleme için gereken işlemci gücü de milyonlarca bilgisayara dağıldığından daha etkili filtreleme (örneğin nesne tabanlı, URL&#8217;ye göre, kişiye göre) yapılabilmektedir.
</ol>
<p>Buna karşı önerilen çözüm:</p>
<ol>
<li> 5651 no&#8217;lu yasa düzeltilerek özgürlükçü hale getirilmeli, İnternet üzerinden işlenen suçlar vb. Konulardaki eksiklikleri düzeltilmelidir.
<li> Yasaklama mecbur olmadıkça yapılmamalıdır. Özgür ülkelerde nefret suçları ve terör dışında yasaklama yapılmamakta, süreç mahkemelerce yürütülmektedir. Suç varsa suçlunun cezalandırılması esas olarak amaçlanmalıdır.
<li> Süreç katılımcı ve denetlenebilir olmalıdır. Hangi sitelerin sakıncalı olduğuna bilimsel gerçekler ışığında, insan hakları, ifade özgürlüğü ve hukuka saygılı olarak katılımcı bir kurum karar vermelidir. Yurt dışında örnekleri olduğu gibi (çocuk koruma ile ilgili) STK&#8217;ların öncülüğünde ve denetiminde mekanizmalar geliştirilmelidir.
<li> Çocuk filtreleri evde uygulanmalı, ebeveynler bu konuda bilgilendirilmelidir. TİB&#8217;in yapabileceği en büyük iyilik filtre yazılımlarının  evlerde ücretsiz kullanımını sağlamaktır. Bu konuda eğitim ve destek hizmetlerini örgütleyerek ülke çapında çok daha katılımcı ve aileyi de işin içine katan bir çözüm benimsenmelidir.
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=161</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar mühendisliği nedir?</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=151</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=151#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 09:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bölüm hakkındam tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Bölüm tanıtımı için bir yazı yazmıştım. Bürokrasi biraz yavaş işliyor, resmi tanıtım yazısı olamadı 2 aydır. Ben de buradan yayınlamaya başladım. Bilgisayar mühendisliği nedir?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bölüm tanıtımı için bir yazı yazmıştım. Bürokrasi biraz yavaş işliyor, resmi tanıtım yazısı olamadı 2 aydır. Ben de buradan yayınlamaya başladım.</p>
<p><a href="http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?page_id=126">Bilgisayar mühendisliği nedir?</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=151</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Youtube yasağı ve günlük çözüm!</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=120</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=120#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Oct 2010 17:11:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[internet yasakları]]></category>
		<category><![CDATA[TİB]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[2.5 yıllık Youtube yasağı en sonunda kalktı. Ama nasıl, yasaklı videoların telif hakları bir şirkete verildi, şirket de telif hakkı iddia ederek Youtube&#8217;dan videoları kaldırdı. Sorun çözüldü mü? Hayır. Yarın birisi telif hakkı olmayan bir materyal hazırlarsa ne olacak? Bu sefer 2.5 yıl da kurtaramıyacak, yeni bir günlük çözüm bulununcaya kadar yine yasaklı kalacak. Binali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2.5 yıllık Youtube yasağı en sonunda kalktı. Ama nasıl, yasaklı videoların telif hakları bir şirkete verildi, şirket de telif hakkı iddia ederek Youtube&#8217;dan videoları kaldırdı. Sorun çözüldü mü? Hayır. Yarın birisi telif hakkı olmayan bir materyal hazırlarsa ne olacak? Bu sefer 2.5 yıl da kurtaramıyacak, yeni bir günlük çözüm bulununcaya kadar yine yasaklı kalacak.</p>
<p>Binali Yıldırım&#8217;ı dinlerseniz Türkiye çocuk istismarı için çok güzel şeyler yapıyor da şu Atatürk&#8217;e hakaret yüzünden yapılanlar &#8220;yasakçı zihniyet&#8221; damgası yiyerek yanlış yargılanıyor. Hala da ağzında bir vergi muhabbeti döndürüyor.</p>
<p><span id="more-120"></span></p>
<p>Öncelikle şu vergi saçmalığından artık vazgeçin. Adamlar şirketlerini bir Avrupa ülkesinde  kurmuşlar fatura kesiyorlar, sizin şirketleriniz de o faturaları gider gösteriyorlar. Detayından anlamam ama gümrük birliği olduğu sürece ortada yasadışı birşey yok, vergi almanın yolu da yok. Vatandaşlara ortada bir vergi kaçakçılığı varmış gibi göstermek büyük ayıp. Eğer çok rahatsızsanız özel bir gümrük koyarsınız, gider gösterilemez dersiniz vs. (tabi Avrupa Topluluğu buna ne der, onu da siz düşünün) Ne olursa olsun bunu Maliye Bakanlığı halleder, Ulaştırma Bakanlığı değil. Üstelik Google Türkiye&#8217;de şirket kursun diye yasakları avantaj olarak kullanmak ortaokulda hoşlandığı kızın dikkatini çekmek için saçını çekmeye benziyor. Gerçekten bu kadar aciz misiniz?</p>
<p>İkincisi çocuk suistimali ve çocukları müstehcen içerikten koruma konusu. Bir kere meclisin gündemine 5651&#8242;i getiren çocuk suistimali, uyuşturucunun özendirmesi ve benzeri konular bütün dünyada hassas olunan konular ve FBI&#8217;ından bütün ülke polislerinin çok kısa sürede işbirliği yaparak sadece içeriğin kaldırılması değil suçlunun bulunması için de uğraşacağı vakalar. Dolayısıyla o konuda yasa çıkartmayı gerektirecek çok önemli bir neden de yoktu. Emniyet içerisindeki özel bir birim bile rahatlıkla bunu hallederdi. Müstehcen içerikten çocukları korumak ise lafta çok önemli bir uğraş ama pratikte yapılanların sorunun özüyle alakası yok. </p>
<p>Merkezi tedbirlerle çocukların müstehcen içeriğe erişmesine engel olamazsınız. Hem bütün sayfaları yasaklayamazsınız, hem de müstehcen içeriği büyüklere de yasaklıyarak &#8220;ideolojik&#8221; bir uygulama yapmış olursunuz. Aynısı RTÜK denilen kurum için de geçerli. İnsanların sorması gerek soru şu: &#8220;Yetişkinleri neden müstehcen içerikten koruyorsunuz? Yoksa müstehcen içeriği herkes için zararlı gören bir zihniyeti ülkeye hakim kılmaya mı çalışıyorsunuz?&#8221; Tabi bu soruyu sormaya çok fazla insan cesaret edemiyor, çünkü isimlerinin pornocuya çıkma riski var. Bu husus ABD de dahil birçok ülkede muhafazakar-liberal çatışması içinde yaşanan bir tartışma. Televizyonda Türkiye benzeri uygulamalar çoğunlukta olsa da İnternet&#8217;te arap ülkelerine hızla yaklaşıyoruz.</p>
<p>Asıl sorun olan çocuklar ve müstehcenliğe gelince bu uygulamanın doğru yeri ailedir. Aile çocuğuna karşı sorumlu olmazsa çocuğun müstehcenliğe erişimini engelliyemezsiniz. Aile çocuğuna sahip çıkmazsa İnternet olmaz film olur, sokak olur, röntgencilik olur teşhircilik olur, çocuk (doğrusu ergen demek lazım) müstehcenliğe erişimin bir yolunu bulur. Aile çocuğuna sahip çıkarsa <strong>zihin ve gelişimlerinin olumsuz yönde etkilenmesi</strong> engellenmiş olur. İnternet sadece içeriğin çok kolay erişilebilir olması açısından hassas bir ortamdır. O yüzden mutlaka bilgisayarların çocuk bilgisayarı/yetişkin bilgisayarı ya da çocuk modu/yetişkin modu şeklinde ayrılması, çocuklara ait bilgisayarların özel yazılımlarla korunması şarttır. Saniyede milyarlarca içeriğin aktığı bir ülke omurgasında filtreleme yapmanız hem teknik olarak çok zordur, hem de yönetilmesi idaresi zordur. Hele bu filtrenin başına sivil toplumun katkı vermediği ve denetlemediği bir memur grubunu görevli atarsanız, süreci de şeffaflaştıramazsanız bugün Türkiye&#8217;de yaşadığımız saçmalık başınıza gelir. Siz 10 sayfa kaparsınız, aynı gün 20 sayfa açılır.</p>
<p>Devletin yapması gereken sivil toplumu işin içine çekerek ve paranın musluklarını açarak (BTK&#8217;nın bütçesi 1 milyar liradan fazla, bunun mislini hazineye aktarıyor) çocukları müstehcen içerikten koruyacak organizasyonu yapmak, çocuk bilgisayarlarına özel yazılımlar (tarayıcılara filtreler, paket filtreleri ve vekil sunucular) üreterek bunları ücretsiz dağıtmak ve gerekli servisleri ücretsiz vermek. Örneğin okullardaki İnternet çıkışlarında, İnternet kafelerde ve bireysel kullanıcılar için ISP&#8217;ler içinde vekil sunucular kurarak bu sunucu yapılandırmalarını merkezden yaptırmak. Merkezde ise STK&#8217;larında katkı verdiği bir sakıncalı içerik veri tabanı oluşturarak gerekli kısıtlamaları yapmak. Binali Yıldırım Türkiye örnek diyor ama Türkiye&#8217;nin örnek alabileceği ve alması gereken birçok <strong>gerçek</strong> örnek var. İstendiği sürece hem şu andakinden daha etkili olarak çocukları müstehcen içerikten korumak mümkün, hem de yetişkinleri korumadan (!) bunu yapmak mümkün. Tabi çocuklara bilinçli olarak yetişkin içeriği sunanlara ve ihmalde bulunanları da takip altına alıp ciddi yaptırımlar uygulamak gerekli.</p>
<p>Üçuncü konu Türkiye&#8217;de İnternet&#8217;in geleceğini gerçekten tehdit eden &#8220;hakaret&#8221; konusu. Bu da Türkiye&#8217;nin ifade özgürlüğü konusundaki geri kalmışlığından kaynaklanıyor. Bir ara TİB&#8217;in kişisel hakareti 5651&#8242;in katalog suçlarına dahil edilmesini önereceğini okumuştum. Bu şu anlama geliyor, mahkeme olmadan bir web sayfası tek telefonla TİB tarafından kapatılabilecek. Facebook, Twitter, Blog sunucuları gibi bir ortamda edilen hakaretlerde ne olabileceğini siz düşünün. Bu yasa değişikliği olmasa bile sağolsun bazı il ve ilçelerimizdeki bazı mahkemeler savunma yapılamadığı için kısa süre içinde kişisel hakaretten yürütmeyi durdurma kararı alarak yasak uygulayabiliyorlar. Bunu malum kişinin evrim konusunda aldırdığı kararlarla sık sık yaşadık. Kişisel hakaretin sadece içeriği engellemekle bütün siteyi engellemenin arasındaki farka ve sonuçlarına vakıf özel mahkemeler tarafından ele alınması ve yasaklama yerine failin bulunması, tekzip yayınlanması gibi çözümleri deneme prensiplerini işletecek şekilde karara bağlanması gerekli. Tabi bunun mizahçılarımızı da rahatlatacak çok daha net bir çözümü var. Uygar ülkelerdeki gibi siz de aynı ortamda daha düzeyli şekilde karşılığını verir ya da görmemezden gelirsiniz. Zira hakaret çoğunlukla tepki verdiğinizde değerlenir.</p>
<p>Neyse işin özü, yasak kalktı diye sevinmeyin çünkü zihniyet aynı. Yasayı çıkarıp, memurları atayıp, çarkları işletip sonra pişkin pişkin &#8220;bu yasaklar da bizi kötü gösteriyor&#8221; diyen, iki lafın birisi saçma bir vergi saplantısı olan, İnternet&#8217;i gazete gibi gören yöneticiler aynı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=120</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google translate ile dolandırıcılık</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=116</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=116#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 06:37:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[goggle translate]]></category>
		<category><![CDATA[pishing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Çoğunuz aşağıdaki gibi dolandırıcılık e-postaları almışsınızdır. Biz şu anda bizim metu.edu.tr Veri Tabanı yükseltiyorsanız, Bu yükseltmek için metu.edu.tr hesabınızı kapatabilirsiniz,senin metu.edu.tr hesap korumak için, ileri lütfen Kullanıcı Adı ve Şifre E-posta ile customercare hizmetleri: &#8230;.@att.net Bu eskiden İngilizce phishing (oltacılık diye çevirilebilir) e-postası atanların Google translate&#8217;i keşfetmeleri ile başladı. Her ülkeye kendi dilinde olta atmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğunuz aşağıdaki gibi dolandırıcılık e-postaları almışsınızdır. </p>
<blockquote><p>Biz şu anda bizim metu.edu.tr Veri Tabanı yükseltiyorsanız, Bu yükseltmek için metu.edu.tr hesabınızı kapatabilirsiniz,senin metu.edu.tr hesap korumak için, ileri lütfen  Kullanıcı Adı ve Şifre E-posta ile customercare hizmetleri:<br />
&#8230;.@att.net
</p></blockquote>
<p><span id="more-116"></span><br />
Bu eskiden İngilizce phishing (oltacılık diye çevirilebilir) e-postası atanların Google translate&#8217;i keşfetmeleri ile başladı. Her ülkeye kendi dilinde olta atmak çok akıllıca bir fikirdi. Fakat bu arkadaşların Google translate&#8217;in Türkçe&#8217;de ne kadar başarısız olduğu konusunda bir fikirleri yok. Yine de bilgisayar deyimleriyle konuşan insanların anlaşılmaz olduğu varsayımıyla yukardaki yazıya itibar edenler olabilir belki <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .</p>
<p>Çeviri servisleri oldukça yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Fakat malesef başarılı bir Türkçe çeviri motoru üzerine ciddi bir projeyi finanse etmeye kimse yanaşmıyor. 10 yıl kadar önce yabancı bir firma Türkçe&#8217;yle ilgili bir proje yapmıştı ve çeviri motorlarına Türkçe&#8217;yi ekletmişti ve belli bir düzeyde başarı yakalamıştı, sonları ne oldu bilmiyorum. Var olan google translate gibi motorlar da istatistiksel ve kestirme yöntemler kullandıkları için Türkçe&#8217;ye özgü zorluklarla başa çıkamıyor.</p>
<p>Birkaç ay önce de &#8220;biz süper çeviri yapıyoruz, sizin dünyanın her yerinden insanlarla Türkçe chat yapmanızı sağlıyoruz&#8221; diyen bir adam çıkmıştı televizyona. Ben de bir Türk şirketi çeviri ile ilgileniyor demiştim. Hemen web sayfalarına girdim ve karşıma Google translate çıktı. <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=116</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arabamı Kıbrıs&#8217;a götürürken&#8230;</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=111</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=111#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 16:56:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Feribot]]></category>
		<category><![CDATA[Girne]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Taşucu]]></category>
		<category><![CDATA[Taşucu-Girne]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-Kıbrıs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Haziran&#8217;a kadar kalacağım Kıbrıs&#8217;ta arabanın son derece elzem olduğunu öğrenince arabamla gitmeye karar verdim. Eziyetli olduğunu öğrenmiştim ama deneyimlemiş de oldum. . Artık ibret mi dersiniz fayda mı dersiniz bu deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. İşte ayrıntılar&#8230; Gereken belgeler: Triptik: Bu aracınızı Türkiye&#8217;den çıkarmanızı sağlıyor. http://www.turing.org.tr/tr/triptik.asp Adresinde detayları var. Ankara&#8217;da 6. cadde&#8217;yi kesen 38. sokak üzerinde Turing [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haziran&#8217;a kadar kalacağım Kıbrıs&#8217;ta arabanın son derece elzem olduğunu öğrenince arabamla gitmeye karar verdim. Eziyetli olduğunu öğrenmiştim ama deneyimlemiş de oldum. <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Artık ibret mi dersiniz fayda mı dersiniz bu deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. İşte ayrıntılar&#8230;<br />
<span id="more-111"></span><br />
Gereken belgeler:</p>
<ul>
<li><strong>Triptik</strong>: Bu aracınızı Türkiye&#8217;den çıkarmanızı sağlıyor. <a href="http://www.turing.org.tr/tr/triptik.asp">http://www.turing.org.tr/tr/triptik.asp</a> Adresinde detayları var.  Ankara&#8217;da 6. cadde&#8217;yi kesen 38. sokak üzerinde Turing kurumu var. Oradan alabilirsiniz. Taşucu&#8217;nda limanda vaktiniz bol olduğu için gidince de edinmeniz mümkün. Telaş olmasın derseniz Ankara&#8217;dan alın.
       </li>
<li><strong>Pasaport</strong>: Bireysel olarak Kıbrıs&#8217;a kimlikle girebilirsiniz ama arabayı sokmak için pasaporta ihtiyacınız var.</li>
<li>Ruhsat</li>
<li> 30 günden çok kalacaksanız MTV&#8217;nin yatırıldığına dair belge/dekont.</li>
</ul>
<p>Feribot&#8217;lar gece yarısı 24:00&#8242;da kalkıyor. Cuma ve Cumartesi geceleri feribot yok. Nedeni Kıbrıs&#8217;taki gümrük çalışanlarının hafta sonu tatil yapması. (fazla mesai alamıyorlarmış vs.). O yüzden benim yaptığım gibi pazar gecesi feribotuna binmeniz akıllıca olmayabilir. Çok sayıda tır oluyor. Tır demişken önemli ilk ilkemizi söyleyelim:</p>
<blockquote><p>
Feribotla karşıya geçmenin başrol oyuncusu tırlardır. Siz aracınızla sadece boşlukları dolduruyorsunuz ve figüransınız <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .
</p></blockquote>
<p><strong>Taşucu&#8217;na Nasıl Gidilir?</strong></p>
<p>Temel olarak Ankara&#8217;dan itibaren iki yol var. Konya-Karaman-Mut-Silifke-Taşucu ve Aksaray-Adana-Mersin-Silifke-Taşucu. Ben ilkinden bir pazar günü gittim. Sorunsuzdu. Silifke yakınındaki vadi çıkışı dışında birikme/konvoy olmadı. Silifke&#8217;ye inince Kıbrıs Feribot tabelası var. Sağa dönerek Taşucu yoluna çıkılyor.</p>
<p>Taşucu&#8217;na varınca bir şekilde feribot/liman tabelası aramayın doğrudan şehir merkezi tabelasından şehre girin. Sakın benim gibi limana gitmeyin, önce biletinizi almanız lazım.</p>
<p><strong>Feribot Bileti</strong></p>
<p>Feribot seferleri muhtemelen birbiriyle ilişkili iki firma tarafından yapılıyor:<br />
<a href="http://www.akgunler.com.tr/index.htm">http://www.akgunler.com.tr/index.htm</a> ve <a href="http://www.fergun.net/">http://www.fergun.net/</a></p>
<p>Önceden telefonla rezervasyon yapmanız gerekebilir. Biletinizi almak için 8:00PM&#8217;den önce şehir merkezindeki ofislerine gitmeniz gerektiğini söylüyorlar. Limana kestikleri biletlerin ve plakaların listesini gönderiyorlar ve işlemler bu sayede yürüyor. Daha geç inmeyi planlıyorsanız mutlaka bir konuşun.</p>
<p>Bilet için yazan ücrete sürücü dahil değil. Sürücü dahil bütün yolcular için yolcu ücreti de tahsil ediliyor. Yine pasaportla çıktığınız için yurtdışı çıkış pulunu biletle birlikte tahsil ediyorlar.</p>
<p><strong>Liman</strong></p>
<p>Sonraki adım liman. Limana akşam 8:30-9:00 arası gidin diyorlar. Ben içeride olduğum için göremedim ama bu girişi ne kadar geciktirseniz kardır, çünkü içeride çok sıkılacaksınız. Yeri gelmişken ikinci ilkemizden bahsetmek istiyorum.</p>
<blockquote><p>
Hiç kimse size sormadan bir sonraki adımı ve adımları söylemiyecek. Yazılı olarak da bir yerlerde bulamıyacaksınız. Hatta sorduğunuz halde bir sonraki adımı öğrenmeniz çok zor. Sakın &#8220;lazım olsa söylerlerdi&#8221; gibi masumane varsayımlara kapılmayın.
</p></blockquote>
<p>Limana gruplar halinde alıp liman harcını ödetiyorlar. Kişi başı ve araç için ayrı ayrı liman harcını kapıda ödüyorsunuz. Sonra içeride, gemilerin yanındaki park alanına aracınızı park ediyorsunuz.</p>
<p><strong>Bürokrasi</strong></p>
<p>9:00&#8242;da limana girdikten sonra artık bürokrasi işkencesi başlıyor. Toplam 4 adımdan sonra gemiye binmeye hazır olacaksınız. Ama bu adımların hiçbirisi hemen hazır olmuyor. Polislerin işleme başlama saati var, gümrük memurları onlardan sonra bir ara karar verip çalışmaya başlıyor. Muayene memuru  daha sonra, &#8230; vs. Sonra sebebini anlıyorsunuz. Orada geçecek bol bol zaman var ve insanlar orada bütün işlemleri bitirene kadar çalışmak durumunda. Erken başlamanın onlara faydası yok. Aslen size de çok yok. Sadece araçsız yolcuların gelme saatinden önce polis/pasaport işleminiz yaptırın yeter. Onun dışında orada zamanınız bol olacak.</p>
<p>Burada tabii çok önemli bir husus var. Ben girdikten sonra geride ne olup bittiğini bilmiyorum. Örneğin kapıdan saat 10:00&#8242;da girebiliyorsanız gönül rahatlıyla o saatte gelip 1 saat kazanabilirsiniz. O bir saati küçücük Taşucu&#8217;nda dahi daha iyi değerlendireceksiniz.</p>
<p>İşte işlemler:</p>
<ol>
<li><strong>pasaport/kimlik</strong> Binanın içindeki polis kabinlerinde pasaportunuzu gösterip Türkiye&#8217;den çıkıyorsunuz. Bilet ve pasaport yanınızda olmalı.</li>
<li><strong>gümrük kayıt</strong> Ana girişin yanındaki ilk oda. Burada triptik&#8217;inizi kaydederek çıkışınızı işliyorlar.</li>
<li><strong>gümrük muayene</strong> Bu işlemin aracınızda yapılması gerekiyor. Siz aracınızın yanına gidiyorsunuz. Bir süre sonra eli mühürlü bir görevli geliyor. Araca bakıp sizin triptikinizin üzerine mührü vuruyor. Bekleyin gelir. Herkes yaptı, siz kaldıysanız adamı aramaya başlayabilirsiniz.</li>
<li><strong>Gümrük &#8230;. </strong> Bu son işlem. Köşedeki bir odada yapılıyor. Herşeyiniz tam mı bakılarak size gemiye binebileceğinize dair küçük bir kağıt veriliyor. Triptiğiniz bundan sonra lazım olmayacak, Türkiye&#8217;ye dönüşünüze kadar kaldırabilirsiniz</li>
</ol>
<p>Bir  şekilde toplamda yarım saat sürmeyecek bu işlemlerin 2 saat sizi oyalamasını sağlıyorlar sağolsun. Kızmayın, zira zamana ihtiyacınız yok. Zamanınız bol bol var.</p>
<p><strong>Gemiye Biniş</strong></p>
<p>Biz gemiye 11:00-11:30 sularında bindik.  2&#8242;si Ro-ro 3 gemi vardı. Dolayısıyla arabayı başka bir gemiye yükledik, kendimiz başka gemiye bindik.  Gemiler ilk giren  son çıkar prensipiyle çalışıyor. Dolayısıyla Girne&#8217;yi de düşünürek geç binmeniz yararlı olacaktır. Öte yandan çok yaya yolcu varsa gemide oturacak yer de kalamayabiliyor. Dengeyi tutturmak lazım. Muhtemelen sık girip çıkan, belki de oradakileri tanıyan birkaç araba tırlardan sonra gemiye binerek Girne&#8217;de gümrükten hızla çıkmayı başardı.  Özenmemek mümkün değil. Motosikletiniz varsa kesinlikle son anı bekleyin.</p>
<p>Özel araçlar bindikten sonra başrol oyuncuları devreye giriyor. Tırlar ağır ağır gemiye girmeye başlıyor. Gemiden izlerken fenalıklar geçirdiğimiz süreç sanırım 2 saat kadar sürdü. Önce tırları beklediğimiz düşünerek sinirlenmedim değil ama son tır bindikten sonra da 2 saat bekleyince zavallı tırlara boşuna kızdığımı anladım.</p>
<p>Gemi yolculuğu net 8 saat. Fakat bizim durumumuzda brüt 12 saat sürdü. Dolayısıyla gemi için önceden hazırlık yapmanızda fayda var. Eğer kolay ve ağır uyuyan biri değilseniz uyumak için uyku tulumu ya da uyuyabileceğiniz bir zemin bulundurmanız gerekiyor. Gemide televizyonlardan ve gürültüden uzak kuytu bir yer bulup hemen yayılın. Midem sağlamdır ama son 1-2 saatte benim de midem bulanmaya başlamıştı. İlaç almanızda fayda var. Uyku için melatonin gibi bir destek alabilirsiniz. Geminin açık bölgesi çok rüzgarlı oluyor ve baca kurumundan da sakınmanız lazım. Gemi tuvaletleri çok kötü o yüzden yanınızda kağıt mendil ve ıslak mendil bulundurun. Gemi içinde de klimalara göre uygun bir yere oturmaya çalışın. Örneğiniz biz uzaktık ve bayağı bunaldım. Ama yakınındaki insanlar da kapatmaya çalışıyordu.</p>
<p><strong>Gemi&#8230;</strong></p>
<p>Nihayet bindik ne güzel diye düşünürken yanıldığımı sonra anladım. Gemi önce tırları bekledi, sonra nedensiz bir bekleyiş başladı. Tabii ki kimsenin neden beklediğimizden haberi yoktu. Önce gelecek bir tır vs var onu bekliyoruz zannettim ama sonra o da olmadı. Bekleyiş bayağı sürdü ve birdenbire sabaha karşı 3:30&#8242;da hareket etmeyi başardık. Ben telefonla konuşurken &#8220;rezalet&#8221; gibi sözcükler kullanırken insanlar bana biraz tuhaf bakıyordu. Sonra anladım ki bu tip gecikmeler doğalmış. Hatta denizin ortasında beklendiğini de duydum. Muhtemelen hava muhalefeti kaynaklıydı.</p>
<p>Bizim gemi çok kalabalıktı. Sanırım gündüz olan bir yolcu seferini de bizim yanımıza aktarmışlar. Bir de okullar açılıyormuş, cuma-cumartesi gemi yoktu, asker sevkiyatı derken tam kapasite yol aldık. O yüzden pazar seferini önermiyorum. pazartesi-sali-çarşamba daha sakin olacağını tahmin ediyorum.</p>
<p><strong>Kara göründü</strong></p>
<p>Saat 11 küsürlerde Girne&#8217;yi gördük. Gemi limana yanaştığında 12 olmuştu. Şimdiye kadar bürokrasi yavaş çalışmıştı, Kıbrıs&#8217;ta bunun daha da yavaşının mümkün olduğunu göreceksiniz. Yapmanız gereken işler ve bağlantıları:</p>
<ol>
<li>Arabanızı gemiden çıkartmak. Bunu küfür işitmek istemiyorsanız zamanında yapmanız lazım. Çünkü arabanız başka arabaları kapatacak, ve inanın 12 saat yolculuk yapmış bir adamın arabasının önünü kapatmak istemezsiniz. Size birşey yapacağından değil de yazık günah yahu <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . 2 kişiyseniz birinin bürokrasi, birinin araba sorumlusu olmasında fayda var. Arabanın çıkması benim durumumda 1.5 saat sürdü. Çünkü son boşalan gemideydik ve bütün tırlar çıktıktan sonra arabalara sıra geldi. Bu durumda bütün bürokrasiyi halledip sonra arabayı çıkarabilirsiniz ama emin olamıyorsunuz. Arabayı çıkarınca yolu kapatmıyacak şekilde bir yere park edin.</li>
<li>Sigorta ve liman harcı. En yakındaki klübe&#8217;den Kıbrıs sigortanızı yaptırıp liman harcınızı ödeyebilirsiniz. Dışarıya göre daha kazık. Yıllık alınca fark fazla olmuyormuş. Daha önceden Kıbrıs&#8217;a ruhsat ve pasaport götürüp daha hesaplı sigorta yaptırabilirsiniz. Ama sanırım 6 aylık 30-40TL bir farktan bahsediyoruz.</li>
<li>Pasaport/kimlik. Pasaportunuzu göstererek Kıbrıs&#8217;a girin. Yunanistan&#8217;a girişte sorun çıkmaması için polise söyleyin, damga basmasın. Size bir kağıt veriyor ve o kağıta basıyor girişinizi..</li>
<li>Gümrük girişi. Hemen pasaporttan çıkışta gümrük işleminizi yapıyorsunuz. Sigorta, ruhsat ve pasaporta bakıyorlar. Araç için çalışma izniniz yoksa 30 günlük izin veriyorlar. Daha fazlasına yetkileri olmadığını söylediler ama bende belge eksiği vardı. Tam belgenizle (Yeşil pasaport + çalışma sözleşmeniz + sigorta + MTV ödediğinize dair evrak+TC ehliyeti) belki doğrudan daha uzun kabul mümkün olabilir.</li>
</ol>
<p>Sonra pasaport gösterdiğiniz bölgeden &#8220;arabamı alacağım&#8221; diyerek geri dönün. Arabanızı alın. Çıkış yolundaki klubelere sırasıyla belgelerinizi gösterin. Görevlilerden biri bagajınızı yanınızda açarak gümrük beyanını kontrol ediyor. En son görevli de pasaportunuza bakıyor ve kapıdan çıkıyorsunuz. Bizim durumumuzda Girne süreci 2 saatten fazla sürdü.  Şanslıysaniz (örneğin iki kişi biri araba biri bürokrasi yaparsa) toplam yarım saatte bitebilir.</p>
<p>Tebrikler artık KKTC topraklarındasınız. <strong>soldan sürün</strong> <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> .</p>
<p>Soldan sürüş için birkaç tiyo. Kavşaklarda önce bi durun mantığınızla yolu bulun. Dönel kavşaklarda uluslarası kurallar uygulanıyor. Sağdan gelen varsa, sağınıza doğru daha yeni dönmüş, dönele yeni girmiş bile olsa mutlaka yol verin. Dönelde iyice yavaşlayıp sonra gitmeyi alışkanlık haline getirin. Yoksa kavşağa girin ve sağa dönecekseniz  içerden dönün çıkacağınız zaman dönelin dış şeridine geçip oradan dönün. Dönelsiz dönüşleride sola dönüşleri hemencecik, sağa dönüşleri açıktan yapacaksınız. Her zaman önce sağa, sonra sola bakın, yayayken de&#8230; Kontrolsüz kavşaklarda sağdan gelenin önceliği vardır bizde ya, Kıbrıs&#8217;ta o konu muallak, henüz ben de çözemedim. Her durumda yol vermeyi tercih ediyorum. <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Harita</strong></p>
<p>Tabi bütün bunlar için üşenmeyip bir de google maps haritası hazırladım. Türkiye&#8217;den Kıbrısa nasıl gidilir haritası. Buyrun:<br />
<a href="http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&#038;hl=en&#038;msa=0&#038;msid=115418700214137774712.00047699f1bcbd7cbc1c4&#038;t=h&#038;z=7">http://maps.google.com/maps/ms?ie=UTF8&#038;hl=en&#038;msa=0&#038;msid=115418700214137774712.00047699f1bcbd7cbc1c4&#038;t=h&#038;z=7</a></p>
<p><strong>Sonrası</strong><br />
Araba için daha sonra gümrük işlemleri devam ediyor. Girişinizde size 1 aylık geçici izin veriyorlar, bunu uzatmanız lazım. Bir ay içinde önce Lefkoşa Gümrük dairesine gidiyorsunuz. Yukarıdaki haritada işaretledim. Girince soldaki koridorun sonunda, soldaki oda.</p>
<ul>
<li>Pasaport</li>
<li>Oturma izniniz (yeşil pasaportunuz varsa kontrat fotokopisi yeterli)</li>
<li>Ehliyet (ilk gidişinizde TC ehliyeti yeterli)</li>
<li>Ruhsat</li>
<li>Türkiye&#8217;de motorlu taşıtlar vergisini yatırdığınıza ilişkin dekont</li>
</ul>
<p>Bu belgelerle size 6 aylık dönem sonuna kadar (Aralık ya da Haziran sonuna kadar) uzatma veriyorlar. Bu ofistekiler oldukça güleryüzlü ve yardımsever. Belgeler tamamsa işiniz kısa zamanda halloluyor. Eğer sıkışık bir dönemdeyseniz (örneğin ben gittiğimde yılbaşı öncesi vergi ödemek henüz mümkün değildi) size 10-15 günlük uzatmalar vererek işinizi yapmanızı sağlayabiliyorlar.</p>
<p>
Bu dönemin sonunda hala dönmediyseniz KKTC vergisini ödeyerek 6 aylık bir uzatma daha almanız gerekiyor. Bunun için önce gümrük dairesine gitmelisiniz. Burada belgenin üzerine &#8220;trafiğe çıkması uygundur&#8221; benzeri bir ibare düşüyorlar. Bu laf yazılmadan vergi dairesine giderseniz işleminizi yapmıyorlar. Tecrübeyle sabittir <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> . Bu arada gümrüğe Aralık sonunda gidişimde in cin top oynuyordu. Meğer yılbaşı partisi yapmışlar öğlen, koca öğleden sonra da partiye kaynamış <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Güzelyurt&#8217;tan 1 saatte boşuna geldiğime mi yanayım partiyi kaçırdığıma mı bilemedim. <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />
</p>
<p>
Sonraki adım vergi dairesi. Lefkoşa dışında şehirlerde de vergi daireleri var ama yabancı araç işlemi yapmıyorlar. Lefkoşa&#8217;ya gitmeniz gerekiyor. KTHY&#8217;nin arkasında tek katlı bir bina. Burada sıra numarası alarak işleminizi yapıyorsunuz. Ben önce yeni kayıt diye numara aldım ama yanlış olduğunu çabuk anladım. Seyr-ü sefer işlemleri sırasından numara alacaksınız. Açık gemi kaptanı ya da uçak pilotu olmadığınızı biliyorum ama böyle&#8230; <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> . Belgeler:</p>
<ul>
<li>Orada kenarda bulacağınız bir formu dolduruyorsunuz</li>
<li>TC ruhsatınız ve fotokopisi</li>
<li>Oturma izni/kontrat fotokopisi</li>
<li>Pasaport fotokopisi</li>
<li>Ben ne olur ne olmaz ehliyet fotokopisi de götürdüm aldılar</li>
</ul>
<p>
Orada sizin için kayıt açarak işlemlerinizi yapıyorlar. 6 ay için 170-180TL civarı bir para aldılar. Benim araba eski olduğu için vergisi bayağı düşük, sanırım burada o indirimleri uygulamadılar.
</p>
<p>Bu arada 1 ayın sonunda KKTC ehliyeti de almanız gerekiyor ama ben onu kendim yapmadım, para verip iş takipçisine yaptırdım. En kolayı o oldu <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=111</wfw:commentRss>
		<slash:comments>43</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Like a Prayer</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=105</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=105#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 11:44:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[prayer]]></category>
		<category><![CDATA[webmail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde mail istemcilerinin büyük çoğunluğunu İnternet tarayıcıları ele geçirdi. Çogu kişi IMAP istemciler yerine aslen HTTP-IMAP geçidi olan webmail uygulamalarını tercih ediyor. Webmail sunucularının büyük çoğunluğu durumsuz çalışıyor. Yani istemciden gelen her tıklamada yeni bir IMAP oturumu açıp işlemi yaptıktan sonra oturumu kaybediyor. Rouncube gibi posta başlık listesini tamponda tutanlar var ama hala bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde mail istemcilerinin büyük çoğunluğunu İnternet tarayıcıları ele geçirdi. Çogu kişi IMAP istemciler yerine aslen HTTP-IMAP geçidi olan webmail uygulamalarını tercih ediyor.</p>
<p>Webmail sunucularının büyük çoğunluğu durumsuz çalışıyor. Yani istemciden gelen her tıklamada yeni bir IMAP oturumu açıp işlemi yaptıktan sonra oturumu kaybediyor. <a href="http://www.roundcube.net/">Rouncube</a> gibi posta başlık listesini tamponda tutanlar var ama hala bir &#8220;yetkilendir-işlemi yap-çık&#8221; döngüsünü işletmek zorunda kalıyorlar. </p>
<p>İşlemi hızlandırmanın bir yolu bir IMAP vekil sunucusu yerleştirmek (Bkz. <a href="http://www.imapproxy.org/">imapproxy</a>) böylelikle yetkilendirmeyi ve oturumu açık tutarak yeniden kullanabiliyorsunuz. Ama hala sunucu, istemcinin <strong>durumunu</strong> tutmadığı için thunderbird, kmail, evolution benzeri istemcilerden yavaşsınız.</p>
<p>İki yıl kadar önce, ya bunu yapmışlardır dediğimde <a href="http://www-uxsup.csx.cam.ac.uk/~dpc22/prayer/">Prayer</a>&#8216;la karşılaştım. C ile yazılmış, tam düşündüğüm gibi her oturum için oturumun durumunu sunucuda tutan, IMAP oturumunu açık tutan ve dolayısıyla her tıklamada sadece minimum gerekli işlemi yapan, bu sayede de son derece hızlı bir webmail yazılımı. Kullanıcı arayüzü çirkin olsa da hızı gerçekten müthiş. Ayrıca PHP tabanlı olan webmail&#8217;lere göre güvenli olduğu da muhakkak. Eminim Java gibi bir dilde uygulama sunucuları üzerinde çalışan muadilleri vardır ama ben Prayer&#8217;in bu koşullarda popüler olmamasına çok şaşırıyorum. </p>
<p>Eeee, bunları niye şimdi yazıyorsun derseniz, yeni sürümü çıkmış, Gökdeniz kurmuş, ben duyurayım, siz kurun, sonra gelenler de hani bana hani bana desin diye&#8230; <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=105</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet&#8217;te sürtmek</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=104</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=104#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 19:39:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geyik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Internet surfing&#8221; terimi ilk kullanılmaya başlandığında ben de Türkçe &#8220;İnternet&#8217;te sürtmek&#8221; terimini kullanmaya başladım. Bu durumda &#8220;surfer&#8221; terimini de &#8220;sürtük&#8221; olarak çevirebiliyoruz. Bu şekilde adlandırdığım kişiler bana güldü ama terimi benimsediklerini söyleyemem. Bütün &#8220;İnternet sürtük&#8221;lerine sevgilerle]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Internet surfing&#8221; terimi ilk kullanılmaya başlandığında ben de Türkçe &#8220;İnternet&#8217;te sürtmek&#8221; terimini kullanmaya başladım. Bu durumda &#8220;surfer&#8221; terimini de &#8220;sürtük&#8221; olarak çevirebiliyoruz. Bu şekilde adlandırdığım kişiler bana güldü ama terimi benimsediklerini söyleyemem. <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Bütün &#8220;İnternet sürtük&#8221;lerine sevgilerle <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=104</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OOXML raporu</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=102</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=102#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 09:05:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Ocak ayında bölümümüze TSE&#8217;den daha önceki OOXML görüşünü değerlendiren ve yeni görüş isteyen bir yazı gönderilmişti. Biz de kısa süre içinde Internet&#8217;teki iki taraftan kaynakları ve diğer ülke görüşlerini okuyarak bölüm görüşü oluşturan bir rapor hazırlamıştık. Raporu dağıtmadığımızı farkettim. Buyrun: OOXML ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği görüşü]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ocak ayında bölümümüze TSE&#8217;den daha önceki OOXML görüşünü değerlendiren ve yeni görüş isteyen bir yazı gönderilmişti. Biz de kısa süre içinde Internet&#8217;teki iki taraftan kaynakları ve diğer ülke görüşlerini okuyarak bölüm görüşü oluşturan bir rapor hazırlamıştık. Raporu dağıtmadığımızı farkettim. Buyrun: <a href='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-content/uploads/2008/03/ooxml-rapor.pdf' title='OOXML ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği görüşü'>OOXML ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği görüşü</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=102</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ders Notlarim</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=101</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=101#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 09:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[Geçen yaz ODTÜ&#8217;nün OpenCourseWare projesi için ders notu çağrısı yapmışlardı. Ben de yanıt vermiştim. 2-3 hafta önce Programlama Dili Kavramları dersimi koyduklarını gördüm. Dersin 2/3&#8242;lük kısmının notları var ve güzel yanı uzaktan eğitim için Türkçe hazırlamış olmam. İngilizce olarak yine &#8220;Bilgisayarlı Grafik&#8221; dersi notlarım da aynı yerde var. Gerçi bu dersin daha güncel OpenGL örnekli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yaz ODTÜ&#8217;nün OpenCourseWare projesi için ders notu çağrısı yapmışlardı. Ben de<br />
yanıt vermiştim. 2-3 hafta önce <a href="http://ocw.metu.edu.tr:8080/eduCommons/computer-engineering/programming-language-concepts">Programlama Dili Kavramları</a> dersimi koyduklarını gördüm. Dersin 2/3&#8242;lük kısmının notları var ve güzel yanı uzaktan eğitim için Türkçe hazırlamış olmam.<br />
İngilizce olarak yine <a href="http://ocw.metu.edu.tr:8080/eduCommons/computer-engineering/computer-graphics">&#8220;Bilgisayarlı Grafik&#8221;</a> dersi notlarım da aynı yerde var. Gerçi bu dersin daha güncel OpenGL örnekli kopyası dersi benden sonra verenler tarafından <a href="http://www.ceng.metu.edu.tr/courses/ceng477/">bölüm sayfasında</a> geliştiriliyor.<br />
Proje güzel bir proje. Ders içerikleri Creative Commons&#8217;la açılıyor. Ama şu anda ders sayısı çok az ve dersler detaysız. ODTÜ gibi İngilizce eğitim yapan bir kurumda Türkçe not pek üremiyor tabii.  Çevirme gönüllülerini severek projeye dahil edeceklerini tahmin ediyorum. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=101</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>!f İstanbul AFM Bağımsız Fimler Festivali</title>
		<link>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=100</link>
		<comments>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=100#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Mar 2008 15:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[İki senedir devam ettiğim festivale bu sene de abartıp 7 filmle katıldım. Seyrettiğim filmleri bir not düşeyim: Puffy Chair: &#8220;Başka bir Amerikan yol filmi&#8221; olarak kısaca özetlenebilir. Otele az para atmak için yapılan numara, şıpsevdi kardeş ve karakterlerin ufak tefek hastalıkları filme kısmen renk verse de çok doyurucu bir film değil. Ploy: Süper ağır çekim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki senedir devam ettiğim <a href="http://www.ifistanbul.com">festivale</a> bu sene de abartıp 7 filmle katıldım. Seyrettiğim filmleri bir not düşeyim:</p>
<ul>
<li><b>Puffy Chair:</b><br />
&#8220;Başka bir Amerikan yol filmi&#8221; olarak kısaca özetlenebilir. Otele az para atmak için yapılan numara, şıpsevdi kardeş ve karakterlerin ufak tefek hastalıkları filme kısmen renk verse de çok doyurucu bir film değil.
</li>
<li><b>Ploy:</b><br />
Süper ağır çekim bir Tayvan filmi. Tamam karakterler çok sıkıcı bir gün geçiriyor da seyircilerin günahı ne? <img src='http://sehitoglu.web.tr/gunluk/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />   Toplamda 40 dakikaya sığacak 3-4 renkli olay için uzun mu uzun bir film çekmiş yönetmen.</li>
<li><b>Itty Pitty Titty Committee:</b><br />
Feminist bir film olduğunu okumuştum ama film anarşist-feminist ve lezbiyen bir film çıktı. Feminizmin dozajı benim için (ve çoğu erkek için) fazla. Filim ideolojik mesajını kenara korsanız geriye vasat bir romantik komedi kalıyor.</li>
<li><b>Sürgün:</b> Tarantino tarzı, mafya hesaplaşmalı bir Çin filmi. Zaman zaman çizgi roman havasında bir film. Bol bol çatışma vuruşma sahnesi var. Aksiyon severlere tavsiye edilir.</li>
<li><b>Year of the Nail:</b> Gitmeden bol miktarda fotoğraf seyredeceğimi biliyordum ama film meğer sadece fotoğraflardan ibaretmiş. Yönetmen belki binlerce fotoğraf çekmiş ve bu fotoğraflar bir senaryo çerçevesinde birleştirilmiş. Oyuncular fotoğrafların üzerine konuşarak oynuyorlar. Ses efektleri, bol sayıda fotoğraf ve oyuncuların sesleriyle gerçekten oldukça akıcı bir film etkisi yaratılabiliyormuş. Genç bir &#8220;gringa&#8221;nın Meksika&#8217;da misafir olduğu ailenin küçük oğluyla yaşadıkları oldukça saf ve güzel şekilde anlatılmış. Seyredilebilir bir film.</li>
<li><b>Eagle vs Shark:</b> Ödüllü bir Yeni Zelanda komedisi olan film tuhaf bir aşk hikayesi. Erkek karakter &#8220;Napolyon Dynamite&#8221;&#8216;i anımsatan bir zavallı olmasına rağmen son derece yüksek özgüvene sahip. Genç kadın ise çekici ve popüler değil ve adama aşık oluyor. Sahnelerin yanısıra Yeni Zelanda şivesi de ayrıca komik. Komedi düzeyi insanı kahkahadan kıracak düzeyde değil, adam bazen çok sinir bozucu olabiliyor ama hoş sahneler var.</li>
<li><b>You  the Living:</b>Hoş bir İsveç filmi. Kesişen/kesişmeyen birçok hikayeden özellikle de düşlerden oluşuyor. İnsani olan birçok duygu esprili bir dille anlatılmış. Yer yer gerçeküstü hoş çıkışlar var. Seyredilebilir bir film. </li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sehitoglu.web.tr/gunluk/?feed=rss2&#038;p=100</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

