December 26th, 2011
abgs sonrasında AA’dan bir muhabir benimle iletişime geçip konuyla ilgili bir bilgi notu istemişti. Ben de iki hafta önce yazıp öndermişim. Hala ortada bir haber olmadığı için ben de yazı boşa gitmesin, kendim yayınlayayım dedim.
Ülkemizde İnternet 2007 yılında yürürlüğe giren 5651 numaralı kanuna dayanarak sansürlenmeye başladı. Erişimin kapatılma yetkisi yurtdışı siteler için ve çocuk istismarı ve müstehcenlikle ilgili olarak TİB’e verildi. Kanun daha çıkmadan ve çıktıktan sonra birçok STK kanundaki sorunları dile getirdiyse de bu uyarıları kimse dikkate almadı ve sansür uygulaması malesef derinleştirildi. Geçtiğimiz ay uygulamaya giren çocuk ve aile profilleriyle kapsamı isteğe bağlı olarak genişletilmiş oldu. Bazı konular:
- İnternet erişimi bu profillerden bağımsız olarak, tercih edilmediği halde kısıtlanmaktadır. Sayısı bilinmeyen 6000 ila 10000 arası tahmin edilen İnternet sitesi TİB tarafından büŧün Türkiye’de bloke edilmektedir. Bu sitelerin hangilerinin hangi katalog suç kapsamında kapandığı, içeriğin gerçekten kapsama girip girmediği konusunda bir bilgi edinme şansı yoktur. Dolayısıyla halen seçmediğimiz bir sansüre maruz kalmaktayız ve içeriğini bilmiyoruz.
- Bilgiye erişme ve ifade özgürlüğü en temel özgürlüklerdir. Geçmişte kitapları suç işliyor damgasıyla yakan zihniyetle İnternet sitelerini yasaklayan zihniyetin çıkış noktaları aynıdır. İnternet herkese hızla bilgiye ulaşma şansı veriyor ve daha önemlisi kendini ifade özgürlüğü veriyor. Bugün iyi niyetle uygulandığını farzetsek bile yarın kötü niyetli ellerde bu gücün nasıl kullanacağını kestirmek çok güç değil. Bugün Türkiye İnternet özgürlükleri açısından ikinci lige düşmüştür. Politik kapatmalar uygulamaya konarsa İnternet düşmanı kategorisinde anti-demokratik ülkelerle aynı ligde yer almamız çok uzak gözükmemektedir.
Suçla savaşmanın en önemli unsuru suçluyu bulup cezalandırmaktır. Suçluyu görmezden gelmek suçu engellemez. Özellikle çocuk istismarı, terör ve uyuşturucu suçlarında İnternet yasaklamanın bir yararı yoktur. İnternet’te kapatılan bir site birkaç saat içinde başka bir isim ve adreste karşımıza çıkabilmektedir.
- Erişim kısıtlamasında şeffaflık yok. TİB bünyesinde istihdam edilen bir ekip ihbarları değerlendirerek bazen de kendi insiyatifleriyle katalog suç kapsamındaki siteleri ve profil içeriklerini belirliyorlar. Hangi sitelerin hangi gerekçeyle profillere eklendiğini bilemiyoruz. Hasbel kader kullanıcıları keşfederse kamuoyunda duyuluyor ve itiraz büyüyünce sayfa kaldırılıyor. Geçtiğimiz dönemde kurumdan anlamlandırması güç yasaklar geldi.“yerli, sarisin, citir, sicak, sisman” gibi genel sözcükleri de içeren web sayfalarını barındırmayı yasaklama, bir sözlük sitesini barındıran alanın gerekçesiz kapatılma talebi, son dönemde evrim teorisini anlatan sitelerin çocuk profillerinde yasaklanıp eleştiren sitelerin açık tutulması gibi kurumun sonradan “sehven” diyerek geri aldığı yasaklar var. Hangi tür eylemlerin hangi bilimsel ya da kanuni gerekçeyle nasıl yasaklanacağı uzlaşılmış ve mekanik olarak verilebilecek bir karar değil. Yasaklanan sitelere itiraz hakkı da verilmiyor. Mahkeme şansları olsa da kapatma kararı saatler içerisinde, açma kararı günler mertebesinde sürdüğünden eşitsiz bir durum var.
Denetlenmeyen, hesap vermeyen, işlemlerini saydam olarak yürütmeyen bir grup insanın bu gücü yarın politik ya da başka amaçlarla kullanmayacağına inanmak çok güç. Özellikle bu kişilerin atanmış memurlar olması sürecin siyasallaşması endişesini arttırıyor.
- Suçlunun yanında masumlara da zarar veriliyor. Uygulamada teknik sorunlara kulak asılmadan IP ve alan adı bazlı kapatılma yapılıyor, İnternet’te bir IP birden çok servise ve alan adına, bir alan adı birden çok web sayfasına, bir servis birden çok kişinin hesabına ve içeriğine erişimi sağlıyor olabilir. Geçmişte tek bir video yüzünden milyonlarca video’nun bulunduğu site, o sitenin IP’siyle aynı IP’den servis veren video ile alakasız birçok servis Türkiye’den erişilmez hale geldi. Onbinlerce insanın blog’unu tutan siteler birkaç blog’ta başka sitedeki çalıntı içeriğe link verildiği için kapatıldı. Onbinlerce masum blog kullanıcısı, belki bu sayfalar üzerinden eğitim veren öğretmenler, ticaret yürüten küçük iş sahipleri zarar gördü.
Birden çok hesapla içerik sağlayan ve servis sağlayan siteler mahkeme kararıyla da olsa ancak nesne tabanlı (tam URL ile) yasaklanabilmeli. Bu teknik olarak mümkün değilse mahkemelerin “bu cezanın uygulanması masum olan şu kişileri de etkilemektedir” şeklinde bilgilendirilmesi gerekmektedir.
- Çocuklar genel filtreyle korunamaz. İnternet’te özellikle müstehcenlik konusunda onbinlerce web sayfası vardır. Her kapatılan sayfanın yanına birkaç tanesi yeniden açılabilmektedir. Yine vekil (proxy) servisler sayesinde filtrelemeyi geçmek bir çocuk için bile zor değildir. Gizli web sayfalarının yanı sıra sohbet (chat) gibi servislerle ya da birebir değiş tokuşla her tür içeriğe erişmek mümkündür. Uygulanan filtreler ebeveynlere yanlış bir “çocuğum güvende” yanılgısı yaşatmaktadır. Çocukların korunması başıboş bırakılmaması ile sağlanabilir. Sorumlu ebebeynliğin yaygınlaştırılması gereklidir. Bilgisayarda erişilen sitelerin ve eylemlerin kaydedilmesi ve ebeveynler tarafından denetlenmesi gibi uygulanabilecek çok daha etkin yöntemler vardır.
- Filtreler özneldir. Sakıncalı içerik ailelerin dünya görüşleri dinleri ve benzeri birçok unsurun yanı sıra çocuğun yaşıyla ilgilidir. Her ailenin buna göre farklı ihtiyaçları olabileceği gibi aynı aileden birkaç çocuk ve ebeveynlerin kullanımı durumunda ihtiyaçlar farklıdır. Bütün ev sakinlerini aynı filtreye sokmak bile tartışmalı iken bütün bir ülkeyi birkaç filtreyle korumaya çalışmak anlamsız bir uğraştır.
Filtreleme için evde yazılım kullanılması çok daha anlamlı bir çözümdür. Evde kullanılan yazılımın kullanıcıya göre özelleştirilmesi, web sayfalarının çıkartı mümkündür. Ayrıca bu yazılımlar çocukların İnternet eylemlerinin izlenmesi için de olanaklar tanımaktadır. Filtreleme için gereken işlemci gücü de milyonlarca bilgisayara dağıldığından daha etkili filtreleme (örneğin nesne tabanlı, URL’ye göre, kişiye göre) yapılabilmektedir.
Buna karşı önerilen çözüm:
- 5651 no’lu yasa düzeltilerek özgürlükçü hale getirilmeli, İnternet üzerinden işlenen suçlar vb. Konulardaki eksiklikleri düzeltilmelidir.
- Yasaklama mecbur olmadıkça yapılmamalıdır. Özgür ülkelerde nefret suçları ve terör dışında yasaklama yapılmamakta, süreç mahkemelerce yürütülmektedir. Suç varsa suçlunun cezalandırılması esas olarak amaçlanmalıdır.
- Süreç katılımcı ve denetlenebilir olmalıdır. Hangi sitelerin sakıncalı olduğuna bilimsel gerçekler ışığında, insan hakları, ifade özgürlüğü ve hukuka saygılı olarak katılımcı bir kurum karar vermelidir. Yurt dışında örnekleri olduğu gibi (çocuk koruma ile ilgili) STK’ların öncülüğünde ve denetiminde mekanizmalar geliştirilmelidir.
- Çocuk filtreleri evde uygulanmalı, ebeveynler bu konuda bilgilendirilmelidir. TİB’in yapabileceği en büyük iyilik filtre yazılımlarının evlerde ücretsiz kullanımını sağlamaktır. Bu konuda eğitim ve destek hizmetlerini örgütleyerek ülke çapında çok daha katılımcı ve aileyi de işin içine katan bir çözüm benimsenmelidir.
Tags: 5651, aile filtresi, btk, internet yasakları
Posted in Bilgisayar, Yaşam | No Comments »
July 22nd, 2011
Bölüm tanıtımı için bir yazı yazmıştım. Bürokrasi biraz yavaş işliyor, resmi tanıtım yazısı olamadı 2 aydır. Ben de buradan yayınlamaya başladım.
Bilgisayar mühendisliği nedir?
Tags: bölüm hakkındam tanıtım, bilgisayar mühendisliği, nedir
Posted in Yaşam | No Comments »
October 31st, 2010
2.5 yıllık Youtube yasağı en sonunda kalktı. Ama nasıl, yasaklı videoların telif hakları bir şirkete verildi, şirket de telif hakkı iddia ederek Youtube’dan videoları kaldırdı. Sorun çözüldü mü? Hayır. Yarın birisi telif hakkı olmayan bir materyal hazırlarsa ne olacak? Bu sefer 2.5 yıl da kurtaramıyacak, yeni bir günlük çözüm bulununcaya kadar yine yasaklı kalacak.
Binali Yıldırım’ı dinlerseniz Türkiye çocuk istismarı için çok güzel şeyler yapıyor da şu Atatürk’e hakaret yüzünden yapılanlar “yasakçı zihniyet” damgası yiyerek yanlış yargılanıyor. Hala da ağzında bir vergi muhabbeti döndürüyor.
Read the rest of this entry »
Tags: 5651, internet yasakları, TİB, youtube
Posted in Bilgisayar, Yaşam | Comments Closed
April 8th, 2010
Çoğunuz aşağıdaki gibi dolandırıcılık e-postaları almışsınızdır.
Biz şu anda bizim metu.edu.tr Veri Tabanı yükseltiyorsanız, Bu yükseltmek için metu.edu.tr hesabınızı kapatabilirsiniz,senin metu.edu.tr hesap korumak için, ileri lütfen Kullanıcı Adı ve Şifre E-posta ile customercare hizmetleri:
….@att.net
Read the rest of this entry »
Tags: çeviri, goggle translate, pishing
Posted in Bilgisayar, Yaşam | 1 Comment »
October 23rd, 2009
Haziran’a kadar kalacağım Kıbrıs’ta arabanın son derece elzem olduğunu öğrenince arabamla gitmeye karar verdim. Eziyetli olduğunu öğrenmiştim ama deneyimlemiş de oldum.
. Artık ibret mi dersiniz fayda mı dersiniz bu deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. İşte ayrıntılar…
Read the rest of this entry »
Tags: Feribot, Girne, KKTC, Taşucu, Taşucu-Girne, Türkiye-Kıbrıs
Posted in Yaşam | 43 Comments »
October 13th, 2008
Son dönemde mail istemcilerinin büyük çoğunluğunu İnternet tarayıcıları ele geçirdi. Çogu kişi IMAP istemciler yerine aslen HTTP-IMAP geçidi olan webmail uygulamalarını tercih ediyor.
Webmail sunucularının büyük çoğunluğu durumsuz çalışıyor. Yani istemciden gelen her tıklamada yeni bir IMAP oturumu açıp işlemi yaptıktan sonra oturumu kaybediyor. Rouncube gibi posta başlık listesini tamponda tutanlar var ama hala bir “yetkilendir-işlemi yap-çık” döngüsünü işletmek zorunda kalıyorlar.
İşlemi hızlandırmanın bir yolu bir IMAP vekil sunucusu yerleştirmek (Bkz. imapproxy) böylelikle yetkilendirmeyi ve oturumu açık tutarak yeniden kullanabiliyorsunuz. Ama hala sunucu, istemcinin durumunu tutmadığı için thunderbird, kmail, evolution benzeri istemcilerden yavaşsınız.
İki yıl kadar önce, ya bunu yapmışlardır dediğimde Prayer‘la karşılaştım. C ile yazılmış, tam düşündüğüm gibi her oturum için oturumun durumunu sunucuda tutan, IMAP oturumunu açık tutan ve dolayısıyla her tıklamada sadece minimum gerekli işlemi yapan, bu sayede de son derece hızlı bir webmail yazılımı. Kullanıcı arayüzü çirkin olsa da hızı gerçekten müthiş. Ayrıca PHP tabanlı olan webmail’lere göre güvenli olduğu da muhakkak. Eminim Java gibi bir dilde uygulama sunucuları üzerinde çalışan muadilleri vardır ama ben Prayer’in bu koşullarda popüler olmamasına çok şaşırıyorum.
Eeee, bunları niye şimdi yazıyorsun derseniz, yeni sürümü çıkmış, Gökdeniz kurmuş, ben duyurayım, siz kurun, sonra gelenler de hani bana hani bana desin diye…
Tags: Özgür yazılım, prayer, webmail
Posted in Linux | Comments Closed
September 5th, 2008
“Internet surfing” terimi ilk kullanılmaya başlandığında ben de Türkçe “İnternet’te sürtmek” terimini kullanmaya başladım. Bu durumda “surfer” terimini de “sürtük” olarak çevirebiliyoruz. Bu şekilde adlandırdığım kişiler bana güldü ama terimi benimsediklerini söyleyemem. 
Bütün “İnternet sürtük”lerine sevgilerle
Posted in Geyik | Comments Closed
March 27th, 2008
Ocak ayında bölümümüze TSE’den daha önceki OOXML görüşünü değerlendiren ve yeni görüş isteyen bir yazı gönderilmişti. Biz de kısa süre içinde Internet’teki iki taraftan kaynakları ve diğer ülke görüşlerini okuyarak bölüm görüşü oluşturan bir rapor hazırlamıştık. Raporu dağıtmadığımızı farkettim. Buyrun: OOXML ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği görüşü
Posted in Bilgisayar, Teknik | Comments Closed
March 13th, 2008
Geçen yaz ODTÜ’nün OpenCourseWare projesi için ders notu çağrısı yapmışlardı. Ben de
yanıt vermiştim. 2-3 hafta önce Programlama Dili Kavramları dersimi koyduklarını gördüm. Dersin 2/3′lük kısmının notları var ve güzel yanı uzaktan eğitim için Türkçe hazırlamış olmam.
İngilizce olarak yine “Bilgisayarlı Grafik” dersi notlarım da aynı yerde var. Gerçi bu dersin daha güncel OpenGL örnekli kopyası dersi benden sonra verenler tarafından bölüm sayfasında geliştiriliyor.
Proje güzel bir proje. Ders içerikleri Creative Commons’la açılıyor. Ama şu anda ders sayısı çok az ve dersler detaysız. ODTÜ gibi İngilizce eğitim yapan bir kurumda Türkçe not pek üremiyor tabii. Çevirme gönüllülerini severek projeye dahil edeceklerini tahmin ediyorum.
Posted in Akademik, Özgür yazılım | Comments Closed
March 8th, 2008
İki senedir devam ettiğim festivale bu sene de abartıp 7 filmle katıldım. Seyrettiğim filmleri bir not düşeyim:
- Puffy Chair:
“Başka bir Amerikan yol filmi” olarak kısaca özetlenebilir. Otele az para atmak için yapılan numara, şıpsevdi kardeş ve karakterlerin ufak tefek hastalıkları filme kısmen renk verse de çok doyurucu bir film değil.
- Ploy:
Süper ağır çekim bir Tayvan filmi. Tamam karakterler çok sıkıcı bir gün geçiriyor da seyircilerin günahı ne?
Toplamda 40 dakikaya sığacak 3-4 renkli olay için uzun mu uzun bir film çekmiş yönetmen.
- Itty Pitty Titty Committee:
Feminist bir film olduğunu okumuştum ama film anarşist-feminist ve lezbiyen bir film çıktı. Feminizmin dozajı benim için (ve çoğu erkek için) fazla. Filim ideolojik mesajını kenara korsanız geriye vasat bir romantik komedi kalıyor.
- Sürgün: Tarantino tarzı, mafya hesaplaşmalı bir Çin filmi. Zaman zaman çizgi roman havasında bir film. Bol bol çatışma vuruşma sahnesi var. Aksiyon severlere tavsiye edilir.
- Year of the Nail: Gitmeden bol miktarda fotoğraf seyredeceğimi biliyordum ama film meğer sadece fotoğraflardan ibaretmiş. Yönetmen belki binlerce fotoğraf çekmiş ve bu fotoğraflar bir senaryo çerçevesinde birleştirilmiş. Oyuncular fotoğrafların üzerine konuşarak oynuyorlar. Ses efektleri, bol sayıda fotoğraf ve oyuncuların sesleriyle gerçekten oldukça akıcı bir film etkisi yaratılabiliyormuş. Genç bir “gringa”nın Meksika’da misafir olduğu ailenin küçük oğluyla yaşadıkları oldukça saf ve güzel şekilde anlatılmış. Seyredilebilir bir film.
- Eagle vs Shark: Ödüllü bir Yeni Zelanda komedisi olan film tuhaf bir aşk hikayesi. Erkek karakter “Napolyon Dynamite”‘i anımsatan bir zavallı olmasına rağmen son derece yüksek özgüvene sahip. Genç kadın ise çekici ve popüler değil ve adama aşık oluyor. Sahnelerin yanısıra Yeni Zelanda şivesi de ayrıca komik. Komedi düzeyi insanı kahkahadan kıracak düzeyde değil, adam bazen çok sinir bozucu olabiliyor ama hoş sahneler var.
- You the Living:Hoş bir İsveç filmi. Kesişen/kesişmeyen birçok hikayeden özellikle de düşlerden oluşuyor. İnsani olan birçok duygu esprili bir dille anlatılmış. Yer yer gerçeküstü hoş çıkışlar var. Seyredilebilir bir film.
Posted in Sinema | Comments Closed